Baba kitabında öğretilmeyen 40 yılda bir açan iyi insanlar
Ben bugün çok garip şeyler hissediyorum. Saçma sapan yaptığım tüm hareketlerin anlamsızlığını, saçmalığını 15 dakika içinde kavradım. Yaptığım tonlarca şey gözlerimin önünden geçti. Ben ne oldum dedim, nasıl oldum dedim. Dönüştüğüm kişiyle ne yapacağımı, şimdiye kadar yaptıklarımı nasıl telafi edeceğimi bilemedim. Hepsi de bu dünyada birbirini düşünüp, koruyup kollayan, insan gibi insanlar sayesinde oldu.
Şu ana kadar hep sahip olamadığım bu tip arkadaşlıklar için üzüldüm. Sahip olduklarım olamadıklarımı hatırlatırcasına beni incitti, beni bu hale getirdi. Şimdiki halime dönüşmeme sebep oldular. Kendimden memnun olmadığım anlamı çıkarmayın hayır. Kendimi ve bu insanlar sayesinde kazandığım bazı özelliklerimi seviyorum. Sadece şu zamana kadar sahip olamadığım insanları ve hayatları hatırlatmak için yaptığım şeyler için pişman olmasam da, şimdi üzüntü duyuyorum. Çünkü karşıma bunca yıl bekledikten sonra çıkmak üzere olan insanların yaptıklarımı öğrendikten sonra benden vazgeçmesini istemiyorum.
Bir parti sayesinde bunları anlamam garip tabiki. Üstelik bu partiye sadece kendimi göstermek ve hayal kırıklıklarıma rağmen ayakta olduğuma insanları inandırabilmek için gitmişken. Beni tutkularımın, sevgimin peşinden gidip eski bir arkadaşımı üzdüğüm için terk eden onca insana nispet yapıp, sizsiz de ayaktayım. Siz olmadan mutluyum, mutluyuz diyebilmek için istedim gitmeyi. İçimde arkadaşsızlığın onca burukluğunu yaşarken, kimseye güvenememenin eksikliğiyle doluyken; ben güçlüyüm, ben ayaktayım, sizsiz tek aşkımla mutluyum demek bunu göstermek için gittim. Mutluyuz kısmını asla gösteremedim çünkü Yiğit benimle gelmedi. Mutluyum sizsiz de varım demek istedim ben de. Onların hatırlayacağı bir karakter ve ilgilerini çekecek bir kostümle eski ve yeni arkadaşlarımla partiye adım attım.
Onlarsız mutlu olduğumu, onlarsız onlardan daha süper ve güçlü olduğumu göstermek istercesine yeni arkadaşlarımla dans ettim, güldüm. Kısacık şortuma rağmen asla utanmadım, asla rahatsızlık duymadım. Ki normal hayatta giyemeyeceğim şeyleri başka yerlerde giyebilmek hoşuma gidiyor.
Gece boyunca dans ederken yeni arkadaşlar ediniyorum sandım. Merhabalık arkadaşlarıma bir kaç tane daha…
Aytuncun gece boyunca beni endişeli gözlerle izlediğine şahit oldum. Benim için ne düşünüyordu, endişeleniyor muydu? Beni acınası bir varlık olarak mı görüyordu bilmiyorum. Normal insanların normlarına göre yaşamakta iyi değilimdir. Gece boyunca üstümdeki tek sorularla kaplı bakışların onunkiler olduğundan emindim sadece. Beni ne olursa kollayacak ilk kişinin o, can, ayta ve cahit olduğundan emindim. Bu bana biraz güven veriyor ve içimdeki değişik duyguları uyandırıyordu. Garip bir şefkat. Arkadaşlığın olduğuna inanmayı sorgulamak gibi aptalca şeyleri…
Yiğit’in yanımda olmaması beni üzüyordu. Ben güçlü olduğumu göstermeye çalışırken o kmlerce uzakta arkadaşlarıyla tasasızdı. Beni burada yalnız bırakması tüm bu gövde gösterime gölge düşürüyordu. Ama bir şeyi daha kanıtlamak zorundaydım kendime. Yiğit olmadan da ayakta kalabileceğimi ve insanlara karşı dik durabileceğimi. Yiğitsiz bir geceyi geçirdim, arkadaşlarımla. Onsuzluğun burukluğuyla onu düşünürken servisten indiğimde karşımda onu görmek, özellikle “peh o kampını yapadursun kesin horlu horul uyuyordur” diye söylenirken onu karşımda görmenin verdiği mutluluğu tarif edemem sanırım. Uzaklara gideceğini söyleyip trene binmeden geri dönmesi gibi bir duyguydu bu. Yanımda olmasını istediğim tek kişi bu gecenin sonunda beni yalnız bırakmamış sabaha kadar bana destek olup uyumuştu benimle. Onun için tonlarca şey yaptığım kişi benim için ilk defa bir şey yapmıştı. Belki öyle değildi ama öyle hissediyordum. Ne güzel bir his, sevilmek… Sorgusuz sualsiz.
Can ise Yiğite nutuk çekeceğini söylüyordu. Ne söyleyecekti ki. Ne için? ne işe yarayacaktı? Yiğit kimseyi umursamazdı ki. Onun kuralları vardı. Tek olmayı sever, tek görünmeyi severdi. Sahiplenmeyi, sahiplenilmeyi sevmez, göstermeyi ise hiç sevmezdi. Canın söyleyeceklerinin, her ne söyleyecekse hiç bir işe yaramayacağından emindim.
Yürüyüş sonrası Yiğitle ilk defa o kadar büyük bir tartıştık. Tamamen kulüple alakalıydı. Ama bu arada söylediği şeyler benim zaten unutmaya çalıştığım şeyler üstüne gelmişti ve söyledikleirnin beni nasıl etkilediğinin farkında bile değildi. ” Kimse sana sempati duymuyor eylül, kimse seni sevmiyor.” Aylarca kafamdan bunu atmaya çalışmıştım oysa ki ben. Kimsenin beni sevmediği gerçeğini göz ardı etmiştim. Beni sadece Yiğit seviyordu. Ben sadece Yiğite sahiptim, onsuz kimsesizdim. Ve şimdi Yiğit gelmiş bana kimsenin bana sempati duymadığını, kız arkadaşı olmasam beni desteklemeyeceğini söylüyordu. Yiğite de sahip olmadığım, yalnız olduğumu gördüğüm andı bu. İçimde çığlıklar atıyordum ama o sırada yiğitle savaşmak cevap vermeliydim. Bu bir sınavdı. Yıllarca bana saldıran insanlara veremediğim cevaplar, ezildiğim tüm anlar için kendimi yenmem için bir sınavdı. Ağlamamı engellemeye çalışarak savaşmaya devam ettim. ARgun beni destekliyordu. Olley beni destekleyen biri vardı. İlk defa belki de… Birbirimizi sevdiğimizi anladığımız zamanda bile bunu kimseye söyleyemeyecek kadar korkak, bana destek olamayacak kadar başkalarının üzülüp üzülmeyeceğini düşünüp, beni düşünmeyen. Tüm bunların yanında beni aldatan. Üstelik ortaya çıktığımızda bile benimle görünmekten çekinen, ilişkimizi sahiplenmeye korkan bir insanla beraberken ben. Argun, o eskiden nefret ettiğim argun beni Yiğite karşı destekliyordu.
Partide de o tanımadığım sadece merhabalık insanlar olduğunu düşündüğüm o bir kaç kişi beni koruyup benim iyiliğimi düşünmüşlerdi. Benimle uzaktan yakından alakası olmayan bir insan bile bununla ilgili yorumunu paylaşıp bana bir şey olmasın diye beni gözlemeye devam etmişti. Bunlar nasıl insanlar ki? Kendi sevgilim bile beni orada ve diğer zamanlarda yalnız bırakıyor, beni sahiplenip, korumaktan çekiniyorken. Ben kendimden onun için onca şey feda ettiğimde beni aldatıyorken. Bu insanlar kim oluyordu da beni düşünüyordu.
işte tüm bunların ardından can artık ne konuştuysa Yiğit de bir anda değişiverdi. Topluluk içinde benimle birlikte olmaktan çekinmiyordu artık. Onunla olduğumu gösteriyordu insanlara. Neler oldu ki ona. Beni hep yalnız bırakan, benimle görünmeye çekinen, aldatan insan nasıl da gelmiş benim onunla olduğumu belli eden şeyler yapıyordu. Meriç bile demişti ” Siz nasıl sevgilisiniz? Sen söylemesen inanmazdım ben!?”. Neden bir anda değişmişti ki. Ne söylemişti can? Devam edicek mi peki orasını sonradan izleyip göreceğiz. Tüm o güvensizlikleirmi, onun için yaptığım tonlarca aptal fedakarlığı hak edicekmi göreceğiz.
ama bugün anladığım tek şey var. ben, beni gerçek anlamda pek de siklemeyen bir insan için yanıp tutuşurken, kendimden tonlarca şey feda edip, Yalnızlığa boyun eğerken. Dışarıda beni ondan daha fazla düşünen,benim tanıdığım ve babamın bana öğrettiği insan profilinden çok uzakta, bana arkadaş olmayı öğretebilecek tüm sahte iyi insanların aksine “iyi insanlar” varmış.
1 saat içinde tonlarca şeyi bir anda değiştirmeme karar vermeme sebep olanlara teşekkür ederim.
Beni umutsuzluğumdna bir nebze kurtardığınız için.

Yorum Yapın