Blog yazmanın güzel tarafı geçmişine bakıp şimdiki davarnışlarının neyin yansıması olduğunu görebiliyorsun. Rüya gibi başlayan bir ilişki, gelen darbeler, yaşanan deneyimler, unutulamayan acılar ve onların bıraktığı izler, o izler yüzünden sürekli yıpranan ve aşınan bir psikoloji. İnsanın en çok kahrolduğu anlar gerçeği bilip, elinde kanıt olmadan hayal gücünle orada kalakalması oluyor. Ki hayal gücü gerçekten katbekat fazla yıpratma gücüne sahip. hayal güzü sınırsızdır, bilirsiniz. Gerçeklerse görmesi zor sınırlı şeylerdir.
Gerçekliğin eksikliğiyle hayal gücüne kaldıkça içinizde öfke birikmye başlar. Öfke zamanla yumuşak kalbinizi, masada unutulmuş yemek gibi kurumaya bırakır. Her damak kuruluğunda içinizdeki öfke intikam düşünceleriyle dolmaya başlar. Kendinizi cesaretlendirirsiniz. Yapabileceğinize inanmazsınız, o anda kalbiniz kurumamıştır. Ama kuraklığın geldiği bir nokta var ki…Kurumuş yemekleri tekrardan kullanabilirsiniz, bozulmaya başlamadıysa eğer… Bozulma başladıkça zehirlenme riskiniz artar.
Yavaş yavaş yapamam dediğinizin, düşüncelerinizin %90ını kapsadığını, her şarkıyla intikama başladığınızı hissedersiniz. İntikama susamış bedenler ve beyinlerle yürümeye devam edersiniz. İntikam için yanıp tutuştuğunuz an gelir. Her şeyin düzelmeye başladığını hissedersiniz ama düştüğünüz yangın sizi kavurmaya başlamıştır. normalde hep işleri yarım bırakırken, bu sefer yarım kalmış işinizin peşinden gidersiniz. İntikam önlenemez güçte bir histir.
Blog yazılarımla kendimi intikama nasıl hazırladığımı ve nasıl dönülmez bir hal aldığını gördüm. Sonrasında olanların, yeniliğin getirdiği şeyler olduğunu sandığım şeylerin aslında intikamla nasıl seviştiğini gördüm. Kolayca yenilebilecek ve ardında bırakılacakmış gibi geliyor intikam başta. Meğer çok iz bırakıyormuş.
İntikamın, başlarken hayalini kurduğum yaşam tarzının, kendim olabilmenin verdiği heyecan ve arzu dolu bir bedenle karşıma çıkacağını bilmiyordum. İntikama başladığımı bile bilmiyordum. Öylece içine düşüverdim. Döktüğüm onca göz yaşından sonra kafama takılan hiç bir şey olmadan gülmek, havayı ciğerlerinde hissederek solumak hiç beklemediğim bir şeydi. O kadar güzel geldi ki, tüm çekiciliğiyle beni çekmeye devam etti. Kaçırdığım hayatın hayali bir daha geldi gözümün önüne. İntikamla kapanan gözlerim etrafa bakınıp dışarıda, dünyada daha neler olduğunu görmemi sağladı. Her şeyin, yeniden yaratılabilecek bir imajın ve dünyanın çarpıcılığı ve heyecanı damarlarımda dolaşmaya başladı. Yepyeni baskıdan yeni çıkmış bir kitabı açmak gibi bir histi.
Önceleri düşünmedim zamanla halledilecek görünüyordu, aldırmadım. Zamanla kafa karıştırmaya başladı. Eski yaşamımı atmanın isteği yavaş yavaş doldurmaya başladı içimi. Olanların farkına varmaya başladığımda ise -ki bu da rüyadan uyanmakla geri dönmek isteği arasındaki uykulu zaman dilimini kapsıyor. Farkına varmaya başladığımda çizgideydim. Sağa ya da sola gitmem gerekiyordu. Ne sağ ne sol birbirini istemiyordu. Biraz daha sürdürmeyi denedim olmadı.
tüm bu yolun başlangıç nedenine döndüm, eskiye. Önceleri iyi giderken, yeninin arzusu içimden gitmedi ve arttı. Zaman zaman öyle bir hal aldı ki dayanılması çok güç anlardan geçtim. Karşı koyamam sandım, o yaşam da hep orada durur sandım. Ama birini seçtiğimde ötekinin sonsuza kadar gideceğini biliyordum. Hayır bu olay 2 kişi arasında seçim değil, 2 yaşam tarzı arasındaki seçimdir. Bir ipte iki cambaz oynamaz lafının doğruluğu her ne kadar bir kaç ay önce başkasına söylesenizde, gerçekliğini sizin üstünüzde de göstermesini engellemiyor. Derken ne oldu ip koptu.
iki taraf için de sonuçları oldu, iki taraf için de bir şeyler değişti. Geriye döndürülemeyecek şeyler. Ve tabi ipin kendisi olan benim için de.
İntikam soğuk yenen yemek, ısıtılamıyor. Isıtmaya kalktığında mikrodalgada patlayan bir yumurtaya dönüşüyor. Temizlemesi ondan daha zor. Temizlenmiyor. Dünyadaki hiçbir deterjan yetmiyor.
Hayır intikamı bırakıyorum şuan. aklıma bir şey geldi. bak dinle.
Bu yiğit ve onun yaşam tarzıyla beraberken 3 dersi Fledim, tembelleştim garip bir hale geldim ama sevginin içimdeki yoğunluğu yok ediyordu kötüleri. Yeni başladığım yaşam tarzıyla ise derslerime daha çok çalıştım, sürekli bir şeyleri yapma isteği içine girdim ve aynı zamand ÇOK eğlendim fakat aynı yoğunluk yoktu ve bir şeylerin yapay olduğu izlenimi veriyordu. her şeyin olduğu gibi bu iki tarzın da artıları ve eksileri var. Ama yeni gördüğüm bu yaşam tarzından etkilenmemin sebebi bana her şeyi eşit miktarda ve mutluluğu daha fazla vermesiydi.
Söyleyecek sözüm kalmadı. İntikam kötü bir şey. Kolay sanıyorsunuz ama etkileri çok daha farklı oluyor. Hayatımın bu noktadan sonra değişeceğine eminim, bir şekilde. Çünkü intikam sadece o anı değil, bir çok şeyi etkiliyor. Bir çok şey, bir hayat demek. Bir kaç ay ya da yıl sonra eminim bunu okuyup, buna da bir eleştiri yapar ve sonucunun ne olduğunu söylerim.