bu hayatta en çok senden

•Kasım 18, 2009 • Yorum Yapın

nefret ediyorum pınar. Sonra da buna neden olduğu için yiğitten.

Bana erasmusa gitmeden 3 ay önce nasılsa ayrılacağız diye işkence çektiren adam şimdi erasmusa gidiyor. peh.

yine de seviyorum.

you are sid

•Kasım 4, 2009 • Yorum Yapın

i think we should stop seeing each other.

bir gün. bir yerlere.

•Ekim 31, 2009 • Yorum Yapın

gideceğim.

yanlış hayatı yaşamak

•Ekim 28, 2009 • Yorum Yapın

Her seferinde beni bu hale getirmeyi nasıl başarıyorsunuz bir türlü anlayamıyorum. Bilerek, ya da bilmeyerek beni korkuya, karanlığa sürüklüyorsunuz. Belki de ben kendim yapıyorum.

Yiğitim küçük çocuklar gibi şen, mutlu bir şekilde zıplayarak etrafta dolanırken ondan güç alıp, o mutlu oldukça ben de mutlu oluyordum. Dün yüzündeki ani değişimle içimden parçalar koptu gitti sanki. Ve o. Ve o kaltağın bana attığı mesaj. “Ben iyi değilim seni merak ettim” . Tüm o paylaştığı şarkılar, dinledikleri ile pençelerini yavaş yavaş çıkaran bir panter misali saldırmaya hazırlanıyor. Bana, sevgilime… Bense yine aynı korkuyla başbaşa.

Hiç bir şey olmuyormuş, yeterince yıpranıp acı çekmemişiz gibi de benim sevgilim yüz veriyor. verdikçe daha çok veriyor. Aldığı ilgiden de memnun, çok memnun görünüyor.

Ama bu sefer durdurmayacağım. Daha fazla acı çekmeye tahammülüm yok benim. Birkaç kez çekeceğime bir kerede kurtulurum. Bu defa da pençesine takılırsa, bilerek ve isteyerek. Geri çekmeyeceğim. Nereye gidiyorsa, hangi cehennemi boyluyorsa boylasın.

Bunca zamandır o kaltağın yaptıklarını göremiyorsa bundan sonra da göremeyecek demektir. Eğer hala devam ediyorsa, bu sefer durdurmaya çalışmayacağım. savaşıp kendimi yıpratmaya yetecek kadar gururum ve gücüm kalmadı.

belki ilacın etkisiyle yazıyorum bunları ama 4 günlük bir tatilde beni koskoca yurtta yanlız bırakan sevgilime sitem ve yakınlarda gerçekleşebileceklere yazılı bir örnek oluştursun diye de yazıyorum. Zira bu 4 günde bir buluşma, bir cumhuriyet bayramı sebebiyle yakın yerlerde dolaşma ve de eylül’ün yurtdışı hayallerinden bıkıp kabuğuna çekilme havası ortalarda dolanıyor.

Yanıldığımı ve yanılacağımı umuyorum.

Hayat, bana doğru olanı yaşat lütfen. Güzel olsun. Mutlu…

yıllardır söylüyorum. arkadaşlık değil diye.

•Ekim 28, 2009 • Yorum Yapın

inanmıyor musunuz yoksa siz hala? saf arkadaşlık mı içeriyor şimdi bu mesaj?

“neden burdan mesaj attgını bilmiyorum ve sırf bu yuzden artık e maillerime bakmam gerekicek =) iyiyim, hedefime daha var.. sen?

P.L.A

You are a fucking

•Ekim 13, 2009 • Yorum Yapın

thebitch

BITCH!

45 dk

•Ağustos 27, 2009 • Yorum Yapın

Bana güvenmiyor. Hem de hiç.

Bir insana ne yaparsan izi kalıyor. Bana yapılan gibi. Benim geçen sene hissettiğim gibi. Çok şey kaybettiriyormuş değil mi? ha? söyle hadi?

Hissettiklerimi hissedince? bir daha asla eskisi gibi olmayacağını hissediyorsun değil mi? güvenemeyeceğini? ama güvenebilirsin. Sevgimiz için aynısını söyleyebileceğimden emin değilim. Çünkü arasındaki farkı görüyorum ve nedeni bu mu değil mi bilemiyorum. Kendi adıma eski kör aşık olmadığımı biliyorum. Gururunu ayaklar altına sermiş, kendini küçük düşürmüş, aşkı altında onu geri almak için ezilmiş bir insan olduğumu biliyorum. Ama bir şey daha biliyorum. Son damlama kadar savaştığımı ve aynı şeyleri yapacak gücüm, gururum, hiç bir şeyim kalmadığını biliyorum.

yine de saçma sapan nedenlerle kavga edip, hala sevgilimin istediklerini dile getiriyorken. Hislerimin hep 2. planda kalmasına artık tahammül edemiyorum. Neden ben hiç seninle bugün konuşmayacağım diyemiyorum? Neden seninle bugün konuşmayacağım dendiğinde tamam oluyor? neden? Alttarafı msnde geç cevap verdim diye mi?

Onu bilgisayar başında saatlerce beklediğim günler gözlerimin önüne geliyor… üstelik beklediğim be hiç cevap vermediği günler.

Peki suçum ne şimdi benim? kendi hatalarımızla geldiğimiz bu yerde niye bu tahamülsüzlük, kendini beğenmişlik? nedir bu bencillik?

İnsan var hata yapar, hatalarını anlar. Başlangıçlar yapar. Birbirine sözler verir, gelişmek için çabalar. Bu kıskançlık için de geçerli. Bencillikle çekilip gidilmez. Bir insan hatasızken de hatalıyken de tek taraflı çabalarsa sadece yıpranıyor.

Durduk yere beni ağlatmaya ne gerek vardı ki sanki? Günümü, gecemi mahvetmeye ne gerek vardı? Bu bencillik niye?

Nefret ediyorum.

benim koalam

•Haziran 7, 2009 • Yorum Yapın

20 Nisan’dan bu yana neredeyse 2 ay olmuş. Aslında ne çok şey oldu biliyor musun? Sana yazdıktan bir gün sonra Yiğit Pınarla bol gülücüklü mesajlaştı. Ona mesaj attıktan 1 dk sonra bana mesaj attı sonunad 1 saat telefonda konuştuk, özleştik diye. Bir hafta sonra benden ayrıldı Erasmus’a gidiyorsun ben uzaktan yapamam uzaktakine bağlı kalamam diye. Şimdiden atlatalım o zaman üzülmeyelim dedi.

Dağıldım, parçalandım, uyuyamadım. Duvarlarıma çöpten yiğitler çizdim. Yiğitin kokusunu aradım, yiğitten ayrı kalamadım. Kamp yaptık, ağladım. unutmaya çalıştım, içtim. Sonra yiğit geldi yanıma, sarıldı bana. Ne kadar da özlemiştim kokusunu. Ertesi gün olağanüstü bir gece geçirdik. Yiğit hala birleşmemizi uygun bulmuyordu. 3 gün boyunca gözlerim kıpkırmızı gezdim. Ona o zamana kadar söylemediğim, korkutacağını düşündüğüm şeyleri söyledim. Hayal ettiklerimi… Onun hep örneğini verdiği küçük kız hayalini hayalimde canlandırdığımı, geleceğimi onunla düşlediğimi (Hoş hala onun küçük kız hayali sarışın ama!!! öldüresim geliyor küçük sarışın bir kız deyince oasdasdasd.) Onun da benimle bir gelecek düşlediğini duyguğumda nasıl mutlu olduğumu anlatamam, ama o hala ayrı kalmakta ısrar ediyordu. Ve derken Tuğçe fikirlerini söyledikten sorna tekrar beraberiz. Yiğitimle…

O kadar güzelki her şey, festival de çok tatlıydı. Beraber Kenan Doğuluyu dinledik. Kenan Doğuluda bile o kadar mutluyduk ki. Çok güzeldi her şey. Hala daha çok güzel.

Bugün ve daha bir çok günde olduğu gibi bir şey fark ettim. Onsuz olamıyorum. Günlerimi onsuz geçirebiliyorum ama gecelerimde onunla uyumayınca, onu görmeyince kafayı yiyiyorum. Çok özlüyorum, dayanamıyorum. Ya gidersem o zaman ne yapabilrim bilmiyorum.

Ayrı kaldığımız dönemde Yiğit’in arkasından yalvardım, arabasının önüne atladım, paçalarına yapıştım. Gururumu ayaklar altına serdim, kendimi o kadar küçük düşürdüm ki. Sadece yanımda kalsın, gitmesin diye… Onu o kadar çok seviyorum ki. Hayatımın sonuna kadar onunla olabilmek istiyorum.

1 hafta sonra 1,5 yılımız doluyor. Nice senelere hep beraber yürüyeceğimizi umuyorum.

Bu gece de Yiğitimi çok özledim.

Doğum Günün kutlu Olsun En büyük Aşkım!

•Nisan 20, 2009 • Yorum Yapın

Bilgisayara aşık bir robotu benim gibi bir tost makinasına aşık etmek kolay olmadı. En başından beri ve hala onun bana ait olmadığı hissi iise içimden hiç gitmedi.

Son 3 yıldır doğum günlerini çilekli pastamla kutlayan sevgilime bu yıl çilekli pastasını geç vermek zorundayım. Çünkü ailemle de ilgilenmem gerekiyor. Her zamanki gibi ona uygun hediyeyi bulamıyorum

Biricik sevgilimi çok seviyorum her ne kadar 16 ayın12 ayını elimden kayıp gidecekmiş hibi hissederek, 8 ayında ağlamaktan gözlerim balık gibi şiş gezerek, 6 ayında paranoya denen ince ip üstünde yürüsem de onu çok seviyorum.

Her ne kadar bana yaşattıklarının hesabını vermen için intikamımı almaya çalışıp hem seni hem kendimi yıprattıysam ve hayal edemeyeceğim kadar ikimizi de kırdıysam da onu üzdüğüm için yaşadığım üzüntü, pişmanlık ve suçluluk duygusu içimden bir türlü gitmiyor.

Onu çok seviyorum ve ona her bakışımda yaptıklarımdan dolayı acı çekiyorum. Eskiden sevgimi haketmediğini düşünürken bu sefer onun sevgisini haketmediğimi düşünüyorum.

Gerçektan çok üzgünüm, çok pişmanım ama zamanı geri döndüremiyorum.

Onu çok seviyorum, çok çok çok seviyorum.

16 ayımın baş kahramanı, küçük sevimli robotum.. Doğum günün kutlu olsun.

To the one i know most

•Nisan 16, 2009 • Yorum Yapın

It is funny, i wanted to marry with you… But i know i should not. I miss you already. And i am sorry, i have to try.

You had me worried so worried honey more than anything, anyone. But it is all past. It will pass